Sağlık anksiyetesi: kaygının bedene yansıması

Sağlık Anksiyetesi: Kaygının Bedene Yansıması Sağlık anksiyetesi: kaygının bedene yansıması

Sağlık Anksiyetesi: Kaygının Bedene Yansıması 


Bedenimiz bazen kelimelerden hızlı davranır. Bir anda kalbimiz hızlanır, göğsümüzde bir baskı hissederiz ya da başımız döner. O küçük duyum, çoğu insanda birkaç dakika içinde kaybolur. Fakat bazı kişilerde aynı duyum, zihinde büyük kaygıya neden olur. Ya ciddi bir şeyse? Ya gerçekse?… Sağlık anksiyetesi işte bu noktada devreye girer. Normalde 'Sağlık Anksiyetesi’ ismiyle bir tanı yok. Bunun yerine ‘Illness Anxiety Disorder’ adı kullanılır. Eskiden kullanılan ‘hipokondriyazis’ kategorisi bu yeni yapıda ikiye bölünmüştür. Günlük dilde sağlık anksiyetesi dediğimiz şey, temelde bu tanıya karşılık gelir. Bazen sağlık anksiyetesi fobi, OKB, Genel/Yaygın Anksiyete (GAD) ile karıştırılabilir. Bunları kısaca ayırt edelim. Fobi ile farkı, korkunun dışarıdaki bir nesneye (kedi, köpek vs.) değil bizzat bedenin içine yönelmesidir. OKB’den farkı, düşünce içeriğinin çeşitlilik değil tek bir tehdit etrafında döndüğüdür. GAD’den farkı ise geniş kaygı alanlarının değil, tek bir odak noktasının (hastalık ve ölüm temasının) baskın olmasıdır. Bu ayrımlar bize sağlık anksiyetesinin kendine özgü psikolojik bir döngü olduğunu gösterir.


Bilimsel çalışmalar, sağlık anksiyetesinin en etkili şekilde Bilişsel Davranışçı Terapi ile değiştirilebildiğini güçlü biçimde ortaya koymuştur. Litaretürde yapılmış birçok çalışmanın BDT’nin sağlık anksiyetesinde büyük etki sağladığı bulunmuştur (1-2). BDT’nin bu kadar güçlü etki göstermesinin nedeni, kişinin bedenindeki duyumları yanlış yorumladığı anda başlayan kaygı döngüsünü durdurabilmesidir. Özellikle danışanlardan duyduğum “nabzım arttı, demek ki kalp krizi geçiriyorum” şeklinde ki otomatik ve felaketleştirici çıkarımlar beden de daha da gerilim yaratır ve bu gerilim hissedilen kaygıyı güçlendirir. BDT tam da bu noktada devreye girer; duyumu yorumlayan düşünceyi yeniden yapılandırır, kişinin güvence arama davranışlarını azaltır ve bedensel duyumlara kontrollü yaklaşmayı öğretir. Doğru uygulandığında sağlık anksiyetesi yaşayan birçok kişi belirgin şekilde rahatlar.


Psikodinamik yönelimle de sağlık anksiyetesinin değerlendirilmesi tarafındayım. Çünkü sağlık anksiyetesi yalnızca bilişsel bir bozukluk değildir; bazen çok daha derin bir ruhsal hikâye taşır. Psikodinamik yaklaşıma göre bazı kişiler, bilinçdışı öfkelerini dışa yöneltmekten korktukları için bu saldırgan enerjiyi kendi bedenlerine yöneltir; hipokondriyak yakınmalar bu içsel çatışmanın bedensel ifadesi haline gelir (3), hipokondriyazinin (bugünün sağlık anksiyetesi) yalnızca yanlış yorumlanan duyumlar değil, bastırılmış öfke, suçluluk duygusu ve cezalandırıcı iç seslerle ilişkili olduğu anlatılır. Lipsitt’e göre kimi hastalar, bilinçdışı saldırganlıklarını yöneltmeye korktukları için bu enerjiyi kendi bedenlerine çevirirler. Bu durumda semptom bir nevi kendini cezalandırma ve içsel çatışmayı yatıştırma yolu haline gelir. Böyle değerlendirildiğinde sağlık anksiyetesinin, kişinin duygularını ifade etmek yerine bedensel alana taşıdığı bir savunma düzeni olarak görülebilir. Bu sebeple sağlık anksiyetesini terapilerde çalışırken danışanların bu ekollede de değerlendirmesini; bastırılmış düşüncelerini, öfkesini, suçluluğunu ve çatışmalarını çalışmayı tercih ederim. 


Daha modern kısa süreli psikodinamik terapiler sağlık anksiyetesinde etkili bulunmuştur. Bu ekolle yapılmış çalışmalarda somatik yakınmaları olan kişilerde hem semptomların hem sağlık hizmeti kullanımının belirgin şekilde azaldığını göstermektedir (4). Dinamik terapilerde amaç semptomu bastırmak değil, semptomun taşıdığı duygusal anlamı çözümlemektir. Kişi çoğu zaman kaygı sandığı şeyin altında yas, öfke, yalnızlık ya da görünme isteği gibi derin duygular olduğunu fark etmeye başlar. Bu fark ediş, semptomların çözülmesinde güçlü bir rol oynar.


Süreç ilerlerken BDT semptom döngüsünü kırmaya ve kavramsallaştırmaya yardımcı olur, psikodinamik yaklaşım ise semptomun ruhsal kökenlerine ışık tutar. Sağlık anksiyetesini anlamak hem davranışı hem duyguyu hem de ilişkiyi aynı anda görmeyi gerektirir. Bilimsel çalışmalar, bu durumun doğru terapiyle büyük oranda iyileştiğini, hatta kişilerin yaklaşık %50–70’inin belirgin düzeyde rahatladığını göstermektedir (5). Bu da sağlık anksiyetesinin kader değil, öğrenilmiş bir tehdit algısı olduğunu; dolayısıyla yeniden öğrenilebileceğini kanıtlar.


Sonuç olarak sağlık anksiyetesi, yalnızca “hastalık korkusu” değildir; beden duyumlarının, duyguların ve geçmiş ilişki deneyimlerinin birbirine karıştığı karmaşık bir deneyimdir. Bu durum da farmakolojik desteğe (sağlık anksiyetesinin şiddettine göre) ihtiyaç duyulabilir. Hem bilişsel hem duygusal hem de ilişkisel düzeyde çalışıldığında kişi bedeninde yeniden güven hissi yaşayabilir, belirsizlikle baş edebilir ve hayatını sağlık kaygısının gölgesinden çıkarabilir. Sağlık anksiyetesi yaşayan biri için en önemli adım, bunun yalnızca bir hastalık korkusu değil, anlamlandırılabilir ve doğru müdahaleyle dönüşebilir bir süreç olduğunu bilmektir.



Kaynakça

1. Olatunji, B. O., Kauffman, B. Y., Meltzer, R., Davis, M. L., Smits, J. A. J., & Powers, M. B. (2014). Cognitive-behavioral therapy for hypochondriasis/health anxiety: A meta-analysis of treatment outcome and moderators. Journal of Anxiety Disorders, 28(5), 522–533. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2014.05.002 .

2. Cooper, K., Gregory, J. D., Walker, I., & Lambe, S. (2017). Cognitive behaviour therapy for health anxiety: A systematic review and meta-analysis. Behavioural and Cognitive Psychotherapy, 45(2), 110–123. https://doi.org/10.1017/S1352465816000527 .

3. Lipsitt, D. R. (1974). Psychodynamic considerations of hypochondriasis. Psychotherapy and Psychosomatics, 23(1–6), 132–141. https://doi.org/10.1159/000286637 .

4.Abbass, Town & Driessen, 2012; Abbass et al., 2009; Town, Abbass, & Bernier, 2013; Abbass et al., 2020.

5. Axelsson, E. ve Hedman-Lagerlöf, E. (2019). Sağlık kaygısı için bilişsel davranış terapisi: Klinik etkinlik ve sağlık ekonomisi sonuçlarının sistematik incelemesi ve meta analizi. Farmakoekonomi ve Sonuç Araştırmaları Uzman İncelemesi , 19 (6), 663–676. https://doi.org 10.1080/14737167.2019.1703182


                                                                                                                                                                                                             Uzman Klinik Psikolog   

                                                                                                                                                                                                                Rumeysa Durak