Yas'ı terapide çalışmak ve anlamak üzerine
Yasın tanımını yapmak için yeterli cümleleri kurmakta zorlanıyorum… Belki de önce neye yas dediğimizden başlamalıyız. Yas sadece bir kişinin kaybı demek değildir. Aynı zamanda bir şehirden ayrılmak, bir ilişkinin bitmesi ya da bizim için değerli olan bir nesnenin artık olmaması yas süreci olarak sayılabilir. Sevdiğimiz birini kaybettikten sonra yaşadığımız boşlukta, birinin yokluğu kadar, bizim kimliğimizin sarsılması da vardır. Çünkü etrafımızdaki kişiler sadece dışarıda değillerdir, onlar aynı zamanda bizden ve bizi biz yapan bir parçadır. Öyleyse sevdiğimiz bu nesneyi (ki bu belirtiğim gibi insan, bir yer, nesne olabilir) hayatımızdaki herhangi bir nesne olarak değerlendirmek eksik kalacaktır. Bu şey aynı zamanda alışkanlıklarımızın, gelecekle ilgili tasarılarımızın, bizim kendimizi algılama biçimimizin bir parçasıdır. Kaybettiğimiz parçanın sancısı anıların kapladığı yeri işaret eder. Bu durumda anılar oluşturduğumuz birini kaybettiğimizde, bir parçamızı da kaybetmiş oluruz demek yerinde olacaktır.



